
Gaziantep’in tarih boyunca yüzlerce belki binlerce bilinen veya bilinmeyen kahramanları vardır.
Bizim burada konu edineceğimiz Gaziantep Savunmasında sembolleşmiş isimlere ve olaylara değineceğiz.
Bu bahsetmediğimiz kişi ve olayları yok saymak veya görmemek anlamına gelmemeli…
Gaziantep savunmasına katkı bulunan tüm aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle, şükran ile anıyorum…
Saygılarımla
Gaziantep savunmasında direnişin meşalesini yakan genç olarak tarihe geçer.
Asıl Adı Mehmet Kamil’dir.
Tarih 21 Ocak 1920, günlerden Çarşamba. Antep Fransız işgali altında. Her yerde Fransız askerler devriye gezmekteler.
14 yaşındaki Mehmet Kamil annesi Hatice Hanım ile dedesinin evinden kendi evlerine dönmektedir. Hem annesinin, hem kendisinin sırtında sobada yakmak için kendir çalıları var. Bugünkü Kozluca Camisi yakınındaki fırının önüne geldiklerinde Fransız askerler annesini durdururlar ve taciz etmeye, sarkıntılık etmeye başlarlar. Daha çocuk yaşta olan Mehmet Kamil annesini korumak ister, sırtındaki kendir çalılarını yere bırakır ve yerden aldığı taşları Fransız askerlerine fırlatır.
Çocuğun bu onurlu karşı koyması karşısında Fransız askerlerden birisi süngüsü ile Mehmet Kamil’i şehit eder. Anne feryat eder. Annenin feryadına halk toplanır. Baba Ökkeş bey gelir. Öfke oldukça büyümüştür. Fransız işgalindeki yaşanan zulmün bardağı taşıran son damlası olmuştur Mehmet Kamil’in şehit edilmesi. Halk şehirde toparlanmaya başlar.
Fransız işgal kuvvetleri komutanı olayın ciddiyetini görür ve halkı yatıştırmak için Şehit Mehmet Kamil’in Babası Ökkeş Ağa’ya gelip olaya karışan askerlerin cezalandırılacağını söyler ve uzlaşma ister. Ökkeş Ağaya da 200 Fransız altını teklif eder.
Ökkeş ağa teklif edilen altınları reddeder ve bu millet benim oğlumun kanını yerde bırakmaz der.
Şehirde toplanan halkın öfkesi büyüdükçe büyür ve Fransızlara karşı bir harekat başlatılır. Fransızlar şehirden sürülür. Şehirden çıkartılan Fransızlar şehri kuşatma altına alırlar…
Gaziantep savunmasının baş kahramanlarındandır.
Asıl adı Mehmet Said’dir.
“Düşman cesedimi çiğnemeden Antep’e giremez” sözüyle Antep direnişindeki kahramanlara büyük cesaret verir.
Şahin Bey (Mehmet Said) 1899 yılında Yemen savunmasına er olarak gider.
Cephede büyük başarılar gösterir. Başçavuşluğa yükselir.
1911 yılında Trablusgarp savaşına gönüllü olarak katılır.
Daha sonra Balkan ve Çanakkale savaşlarına da gönüllü olarak katılır.
1917 yılında İngilizlere karşı savaşmak için Sina Cephesine gider. Burada bir çarpışma esnasında esir düşer.
Uzun süre Mısır’da esir olarak kalır. Mondros Mütarekesine göre esirler serbest bırakılınca 1919 yılında gemi ile İstanbul’a gelir.
Hükumet tarafından Nizip’e ve/veya Birecik’e Askerlik Şubesi Başkanı olarak tayin edilir.
Bu esnada Antep önce İngilizler tarafından işgal edilir. Daha sonra İngilizler çekilir, işgali Fransız kuvvetleri sürdürür. Fransızlar Ermeni çetelere büyük yetkiler vererek halka büyük zulümler etmeye başlarlar.
Şehit kamil olayından sonra şehir merkezinden sürülen Fransızlar şehre tekrar hakim olabilmek için Halep’teki kuvvetlerinden destek güç getirmeye başlarlar.
Şahin Bey Askerlik şubesi başkanlığı görevini bırakıp Antep’e döner. İşgale ve işgallere karşı halkı örgütlemeye çalışır.
Köy köy gezerek cihadın önemini anlatarak halkı işgallere karşı bilinçlendirir. Kısa sürede 200 kişinin üzerinde bir direniş gücü oluşturur.
Fransızların takviye güç getirmesini önlemek için Kilis- Antep yolu üzerinde 3 müdafaa hattı belirler. 1. Müdafaa hattı Kızılburun, 2. Müdafaa hattı Kertil, 3. Müdafaa Hattı da Elmalı köyü olarak belirlenir.
Yiyecek ve Cephane sıkıntısı içerisinde imkansızlıklar içerisinde çevre köylerden topladığı direniş güçleri ile baskınlar düzenleyerek Fransız kuvvetlerine büyük kayıplar verdirir.
En büyük sorun olan gıda temininde de başka bir hazin hikaye var. Dokurcum şehitleri konusunu bu destansı hikayeyi okurken hem üzülecek hem gururlanacaksınız.
Yaklaşık 2 ay süren zorlu baskınlar, direniş, çatışmalar sonunda cephanesiz kalan milis güçlerimiz geri çekilmek zorunda kalırlar.
Arkadaşlarının geri çekilme isteklerini dinlemeyen Şahin Bey Elmalı Köprüsü üzerinde Fransızlara karşı tek başına savaşır. Mermisi biter. Kalabalık düşman kuvvetleri tarafından köprü başında kuşatılır. Kurtulamayacağını anlayan şahin Bey tüfeği düşman eline geçmesin diye tüfeğini taşlara vurarak parçalar. Üzerine gelen Fransızlara teslim olmaz. Süngülenerek şehit edilir. Tarih 28 Mart 1920 Pazar.
Allah mekanını cennet eylesin. Bizlere de tüm şehitlerimize dualar göndermemizi, onları rahmet ile anmamızı nasip etsin.
Şahin Bey’in mezarı Oğuzeli yakınlarında Kilis yolu üzerindedir. Buraya bir de anıt yapılmıştır.
Yavuz Bülent Bakiler’in Şahin Bey için yazdığı güzel şiirden bir bölüm okuyalım.
Ben Antepliyim Şahinim Ağam
Mavzer omzuma yük,
Ben yumruklarımla dövüşeceğim
Yumruklarım memleket kadar büyük
14 ŞEHİT
DOKURCUM DEĞİRMENİ ŞEHİTLERİ

Gaziantep savunmasının en acı ve hüzünlü olaylarından biri olan Dokurcum Değirmeni katliamıdır. Yaşları en oldukça küçük 14 çocuk Fransız askerlerince acımasızca katledilirler.
Daha önce Şahin Bey anlatımında bahsetmiştik. Şehit Kamil olayından sonra Fransızlar şehirden sürülür. Şehrin dışına Fransızlar, şehre de Türkler hakim. Bu esnada Fransızların Kilisten getireceği cephane ve mühimmatları yok etmek için Şahin Bey ve diğer milis kuvvetler çaba göstermektedir.
Şahin Bey bugünkü Oğuzeli yakınlarında Elmalı Köprüsü yakınında kurduğu pusular ile Fransızlara büyük kayıplar verdirir.
Türk Milis kuvvetlerinin tek sıkıntısı gıda sıkıntısıdır.
Fransızlar şehirden kimseyi dışarı çıkarmazlar. Sadece çocukların çıkmasına, oyunlar oynamasına izin verirler.
Çocuklar bu izini Şahin Bey ve askerlere yardım için bir fırsata çevirirler. Evlerinden aldıkları gıda maddelerini oyun oynar gibi şehrin dışına taşıyıp gizli bir yere depolarlar. Oradan da akşamleyin eşekler ile şahin Bey’in bulunduğu yere götürürler.
Fransızlar bunu keşfederler ve çocukları takip ederler.
28 Mart günü Şahin Bey’in şehit olduğu gün çocuklar da oraya erzak getirmişlerdir.
Fransızlar ile Şahin bey arasındaki çatışmayı gören çocuklar oradan kaçarlar ve yakındaki Dokurcum Değirmenine saklanırlar.
Şahin Bey şehit edildikten sonra Fransızlar kaçan çocukları ararlar. Değirmende bulurlar. Hepsini dışarı çıkarıp kurşuna dizerler. Hatta kinleri, canavarlıkları o kadar azgınlaşmıştır ki, kurşunla vurdukları çocukları süngüler ile de delik deşik ederler.
O zaman çocuk olarak şehit olmuş çocuk dedelerimiz şu anda Şıh Camisinin haziresinde bizlerin ziyaretimizi beklerler.
Eğer ziyaret etmeye vaktiniz olmazsa uzaktan fatihalar gönderebilirsiniz.
Allah mekanını cennet eylesin. Bizlere de tüm şehitlerimize dualar göndermemizi, onları rahmet ile anmamızı nasip etsin.
Karayılan Gaziantep savunmasının sembol isimlerinden birisidir.
Asıl adı Molla Mehmet’tir.
Dini eğitim görmüştür. Çevresine dini bilgiler verdiği, tasavvuf ile ilgilendiği için molla lakabı ile anılır. Karayılan lakabı için ise iki anlatım var. Birisi çok iyi dövüşen babasına takılan “Karayılan gibi kayıp gidiyor” yakıştırmasından kaynaklandığı, diğer anlatım ise Nazım Hikmet’in Karayılan şiirine de esin kaynağıdır. Kısaca anlatayım.
Molla Mehmet’in sessiz, sedasız bir derviş olduğu bilinir. Bir gün Fransız askerleri Molla Mehmet’in bulunduğu yere bir baskın yaparlar. Her yere ateş etmektedirler. Molla Mehmet mavzer mermilerinden korunmak için bir duvarın arkasına saklanır.
Bu esnada Molla Mehmet yakınında iki adet yılan mücadele ettiklerini, kavga ettiklerini görür. Yılanlardan birisi irice ala bir yılan, diğeri de zayıf kara bir yılan. Büyük yılan küçük karayılanı ısırdığı esnada zayıf kara yılan iri yılanın boğaz kısmına sarar kendisini ve onu boğar. Zayıf yılanın iri yılanı yendiğini görür. Zayıf kara yılan bitkin halde sürünerek giderken bir mavzer mermisi gelir kafasını koparır…
Karayılan şöyle der: Molla Mehmet, ölüm kaçınılmaz. Bak zayıf, kara yılan iri olana karşı pes etmedi ve onu yendi, ama sonunda yine bir mermi geldi ve öldü, ama onurlu öldü. Sen de kalk seni boğmaya gelen düşmana karşı bu kara yılan cesareti ile saldır. Bir kara yılan da mı olamadın der. Etrafında molla arkadaşlarını toplar, bir milis gücü kurar ve Fransızlara saldırmaya başlar.. Cesaretinin kaynağını da arkadaşlarına anlatır. Adı böylece halk arasında Karayılan olarak kalır…
Hangi hikaye hoşunuza giderse onu kabul edersiniz…
Şimdi Biz Karayılan’ın hayatını kaynaklara göre aktaralım.
Karayılan aslen Pazarcıklı veya Besnili olabilir.
1. Dünya savaşı esnasında Sarıkamış Cephesinde Ruslara karşı savaşır.
Bu savaşta ayağından yaraların ve gazi olur. Tedavisinden sonra köyüne döner.
Hikayenin bundan sonrasını Prof. Dr. Faruk Söylemez’in anlatımları ile sürdürelim.
Prof Dr. Faruk Sönmez Molla Mehmet’in Rişvan aşiretinin Kabalar Oymağından olduğunu anlatır.
Fransızların Antep ve Maraş’ı işgal etmesini bir türlü kabullenemeyen Molla Mehmet vatan toprağının düşman işgalinde kalmasını kabullenemez.
Silah kaçakçılarından temin ettiği silahları yanında kendisi ile savaşacak kahramanlara dağıtır.
Karayılan bölgedeki Milli Mücadeleyi koordine eden Heyet-i Merkeziye’ye bir mektup gönderir. Mektubunda Kabalar aşiretinin Fransızlarla çarpışmak üzere silahlı 80 kişilik bir müfreze ile Antep Milli Kuvvetlerinin emrine hazır olduğunu bildirir.
Heyeti Merkeziye bu teklifi memnuniyetle kabul eder.
18 Ocak 1920 tarihinde Fransızlar Maraş’taki işgallerine destek olsun diye 100 kişilik çok iyi donatılmış askerler ile Silah ve mühimmatı Antepten yola çıkarır. Bunu öğrenen Karayılan milisleri ile cephane ve mühimmatların gideceği yol üzerine pusu kurar. 20 Ocak 1920 tarihinde Karabıyıklı mevkiinde Fransızlar pusu menziline girince hücum başlar ve Fransızlar iki saat içerisinde bozguna uğratılır. 50 Fransız askeri öldürülür, 50’si de esir olarak alınır.
Fransız ordusunun Maraş’a gönderdiği ağır silahlar ve pek çok mühimmat ve erzak ele geçirilir.
Karayılan ele geçirilen yiyecekleri ve kıyafetleri yöredeki köylülere dağıtır. Silahları da Antep savunmasında kullanılır.
1920 şubat ayında Fransızların Kilis’ten getirmeye çalıştıkları erzak ve mühimmata Şahin Bey komutasındaki savaşçılar baskınlar düzenlerler. Yardım ihtiyacından dolayı Karayılar ve ekibi Şahin Bey’e destek olmak üzere Mart ayında yola çıkar. Karayılan burada Şahin Bey’in emrinde görev alır. Fransızlara büyük kayıplar verdirilir.
28 Mart 1920 tarihinde Fransızlar ağır topçu birlikleri ile saldırıya geçer. Karayılan ve ekibi çekilmek zorunda kalırlar.
Bu saldırılar esnasında Şahin Bey ve yüzden fazla milis kuvveti şehit düşerler. Aynı gün ağır silahlar ile Fransızlar Antep’e girmek için hareket ederler.
Bu sırada Karayılan ve çetesi Antep’in doğusunda bulunan Rumevlek köyünden düşmanı karşılamak üzere Sinan köyüne doğru hareket ederler.
Şahin Bey’in şehit olmasıyla birlikte savunmasız kalan Kilis – Antep yolundan şehre giren Miralay Andrea komutasındaki Fransız birlikleri 1 Nisan 1920’den 8 Şubat 1921’e kadar şehir savaşlarını sürdürdüler.
Fransızların Antep’e girmesinden sonra Karayılan da birçok vatansever gibi Antep’e gelerek Bekirbey Camii’nde karargâh kurar.
Karayılan katıldığı 54 günlük şehir savaşlarında da üstün gayretler gösterir.
Fransız Miralay Normand komutasındaki birlikler şehrin doğusundaki Türk mahallelerine bir taarruz yapar. Başarıyla ilerleyen Fransız birlikleri Bekirbey Camiinde bulunan Karayılan ve ekibi tarafından 26 Nisan 1920 günü püskürtülürler. Fransızlar büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalırlar.
30 Nisan 1920 ile 24 Mayıs 1920 tarihleri arasında Kurbanbaba mevkiinde çok şiddetli çarpışmalar meydana gelir. Şehir içinde Heyet-i Merkeziye’ye bağlı kuvvetler şehrin dışında da Ankara’ya bağlı Türk birlikleri canla başla Fransızlarla savaşırlar. Türk birlikleri 2 Mayıs 1920’de Antep’in güneyinde bulunan Kurbanbaba Tepesi’ne bir taarruz yapar. Bu taarruzda Karayılan ve çetesinin büyük başarıları görülür.
Çatışmalar esnasında Karayılan karargahını Bekir Bey Camisinden Karagöz Camisine taşır.
23 Mayıs 1920’de Kilis’ten Antep’e gelen Miralay Debiyover komutasındaki birlikler Şehirdeki kuvvetlerle birleşir. Fransızlar böylece büyük bir sayısal ve teknik üstünlük elde ederler.
Karayılan, şehre hakim bir tepe olması hasebiyle büyük bir stratejik öneme haiz olan Sarımsaktepeyi Fransızlardan geri almayı tasarlar.
24 Mayıs 1920’de Sarımsaktepe’yi almakla görevlendirilen Boynuoğlu Memik Ağa milisleri ile Karayılan milisleri görevlendirilir.
Yoğun çarpışmaların yaşandığı tepede Karayılan kalbinden aldığı bir kurşunla şehit olur.
Karayılan ölümden korkmayan cesur bir genç vatansever olduğundan şehitliği bütün Anteplileri yasa boğar.
Bu nedenle Gaziantepliler kendisinin şehit olduğu Sarımsaktepe’nin adını daha sonra Karayılan Tepesi olarak değiştirirler.
Karayılan’n mezarı bugün Şıh Camisi haziresindedir.
Allah mekanını cennet eylesin. Bizlere de tüm şehitlerimize dualar göndermemizi, onları rahmet ile anmamızı nasip etsin.













