Gaziantep tarihine kısa bir bakış
* Gaziantep yöresi yaklaşık M.Ö. 4000 yıllarından beri iskan edilir. Böylece bölge Türkiye’nin en eski yerleşimlerinden birisidir.
* Şehirdeki ilk yerleşim bugün yaklaşık 10-15 km. şehrin kuzey kısmında bulunan Dülük (Doliche) etrafındadır. Burada Bronz çağından Helenistik döneme ve daha sonra Roma dönemine kadar devamlı bir yerleşim olur. Hatta burası çok önemli bir tapınma merkezi olarak kutsal görülür.
* Bölge Mezopotamya ile Anadolu arasındaki kervan yollarının kavşak noktası konumunda idi. Mezopotamya’dan Kilikiya’ya veya Anadolu’ya giden kervanların uğrak, buluşma ve ayrışma yeri konumunda idi.
* M.Ö. 17. Yüzyıl ile 12. Yüzyıl arasında ihtişamlı bir şekilde hüküm süren Hitit devleti döneminde Asurlu tüccarların geçiş ve konaklama noktası idi.
* Bölge fırtına tanrısının koruması altında idi.
* Hitit devleti yıkılmasından sonra Anadolu ile Suriye arasında hüküm süren Hitit şehir devletleri varlıklarını 7. Yüzyıla kadar sürdürürler. Daha sonra hepsi Asur egemenliğine girerler. Asurluların Medler tarafından yıkılması ile de bölgeye Medler hakim olur.
* İç kargaşalar yaşayan Med imparatorluğu Ahameniş hanedanlığının eline geçer ve Ahamenişler bölgede Büyük İskender’in 334 yılında başlayan doğu seferine kadar bölgede hakimdirler.
* M.Ö. 333 yılında (muhtemelen Kasım ayı) bugünkü İskenderun-Erzin yakınlarındaki İssos savaşı ve M.Ö. 331 yılında (muhtemelen Ekim ayı) Erbil yakınlarında Gaugamela savaşı sonunda Ahamenişlerin (İranlıların) Helenlere (Makedonlara/Yunanlılara) yenilmesi sonucu bölgedeki doğu inançları yerlerini Yunan tanrılarına bırakırlar.
* İskender’in ölümünden sonra yaklaşık 200 yıldan fazla bölge bugünkü Suriye merkezli Seleukos krallığı tarafından dil ve inanç sistemi olarak asimile edilir…
* Eski kutsal alan ve aynı zamanda kervanların durak noktası olan Dülük civarında Seleukoslar Antiochia at Tauri (Torosların kıyısındaki Antakya) adında bir şehir kurulur.
* Yunan ve daha sonra Roma kültürlerinin baskınlığına rağmen bölgede yepyeni melez bir inanç şekli biçimlenir. Bölge Yunan ve Roma inançlarını da etkiler ve kısmen biçimlendirir…
* Romalıların bölgeye tam hakim olmaları uzun zaman alır…
* M.S. 2. Yüzyılda bölgede tam Roma hakimiyeti görülür. Romalılar Dülük’te oluşun Eski Asur, Pers, Yunan karışımı Zeus Oromastes kültüna Jüpiter Dolice (Dülük Jüpiter’i) adı ile tüm Avrupa’ya taşırlar. Zerdüştlük ve Yunan dinleri karışımı bir görüntü ve inanışlı yeni bir kült oluşur.
* Süryani yazar Mor Yeşua miladi 499 yılı olarak belirlenen zamanda bölgede büyük bir deprem olduğunu yazar.
* İslamiyet’in yayılmaya başlaması ile Araplar Bizans topraklarına seferler düzenlemeye başlar.
* Dülük civarında yerleşik olan halk daha önceleri Jüstinyen döneminde bugünkü kale etrafında oluşturulan askeri garnizon civarında taşınmaya başlarlar.
* 638/39 yılında Araplar bölgeyi ele geçirirler. Bugünkü şehre Ayıntap ismini verirler. (Ayıntap suyun kaynağı, pınarın gözü anlamına geliyormuş).
* Bölge Bizans ile Araplar arasında sık sık el değiştirmeye başlar. Bu da büyük istikrarsızlıklar getirir.
* Abbasi Halifesi Harun Reşid 782 yılında bölgede kesin hakimiyet kurar. Ayıntab Avasım şehirleri arasına girer. (Avasım Şehirleri: Adana, Osmaniye, Kahramanmaraş, Gaziantep sınırları içerisinde kurulan, çoğunlukla Türk askerlerinin koruduğu, yönetimde de çoğunlukla Türklerin bulunduğu şehirlere verilen isimdir.)
* 962 yılında Bizans İmparatoru Nikophoros Phokas Maraş’tan Halep’e kadar olan bölgeyi Araplardan geri alır. Dolayısı ile Ayıntap bölgesi tekrar Bizans egemenliğine girer.
* Malazgirt savaşı öncesi bölgeye Türk akınları başlar. Türkmen komutanlarından Afşin Bey Fırat’ı geçerek Ayıntap, Rabana (günümüzde Araban)Antakya arasındaki bölgeye akınlar yapar ve Malazgirt’ten önce 1067 yılında bölgede kesin hakimiyet kurar.
* Bölgedeki Türk hakimiyeti Malazgirit öncesi sağlanmış olur.
* Malazgirt sonrası 1084 yılında Süleyman Şah Halep, Antakya, Antep arasındaki bölgeye hakim olur. Türklerin Türkler ile yaptığı savaşlar ile biri birlerini zayıflatmaları sonucunda daha sonra bölge yeniden kaybedilir. Bölgeye Haçlılar hakim olurlar.
* 1098 yılından sonra Urfa – Maraş – Antep – Antakya arası haçlıların eline geçer ve Haçlı kontlukları kurulur. Antep önce Urfa Kontluğuna, sonra Maraş kontluğuna bağlanır.
* Bölge 1150 yılına kadar Haçlı Kontlukları yönetiminde kalır. 1150 yılında Sultan Mesud Oğlu Kılıçarslan ile birlikte bölgeyi tekrar Haçlılardan kurtarır.
* Artık bölgede Türkler ve Müslümanlar arasında mücadeleler başlar.
* Bu mücadeleler maalesef Haçlılar ile yapılan mücadeleler kadar acımasız ve kanlıdır.
* Selçuklular, Zengi Hanedanlığı, Eyyubiler, Memlukler arasında acımasız mücadeleler olur.
* 1258 yılından sonra bölge Moğol baskısı ve egemenliğine girer. Moğollar halkada pek iyi davranmazlar.
* 1277 yılında Memluk Sultanı Baybars Moğollar üzerine yürür ve bölgeyi Moğol esaretinden kurtarır.
* Ayıntab Maraş arası bölge Dulkadiroğulları beyliği yönetimine bırakılır.
* Dulkadiroğulları beyliği daha sonra Memluk devleti ile arayı açar. Adeta baş kaldırır. * Memlükler bölgeye sefer düzenleyip kendilerine bağlı beyler atarlar.
* Dulkadiroğulları beyliğinin Memlüklere sadakatleri uzun sürmez. Sık sık çatışırlar.
* 1400 yılında bölgeye gelen Timur tüm şehirleri istila eder.
* Timur istilasını Memlükler def ederler.
* 1418 yılında başka bir Türk devleti olan Akkoyunlular bölgeyi ele geçirirler.
* Bölgedeki istikrarsızlığı Memlükler yeniden giderirler ve Akkoyunluları bölgeden çıkarırlar.
* Akkoyunlulara ve Moğollara ses çıkaramayan Dulkadiroğlu beyleri yeniden Memlûk devletine karşı direniş başlatırlar.
* Memlûklere karşı kendilerini sağlama almak için de Osmanlı devleti ile ilişkiye girerler ve onlara bağlılıklarını bildirirler.
* Yavuz Sultan Selim İran seferinden sonra Memlûk üzerine yürür. Çünkü Memlûkler Şah İsmail’e destek vermişlerdir.
* Şah İsmail’in Şii olması Memlûk halkının Sünni olması Suriye ve Mısır halkının Yavuz’un yanında olmasını sağlar. Bu avantajı kullanan Yavuz çok kısa sürede Tüm Suriye ve Mısır’ı ele geçirir.
* Artık Antep yöresi de Osmanlı hakimiyetine girer. Bu sefer esnasında Yavuz 1516 yılı Ağustos ayında 3 gün Antep’te konaklar.
* Osmanlı hakimiyetinde rahat ve huzurlu zamanlar geçirmeye başlayan şehir 1839 Haziranında kısa bir süre için Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa kuvvetleri tarafından işgal edilir.
* 1. Dünya Savaşından sonra şehir işgalleri yaşar.
* İlk olarak 17 Aralık 1918’de İngilizler şehre girerler. Yaklaşık bir yıl süren işgalin ardından Fransızlar ile yaptıkları anlaşma gereği burayı onlara terk ederler. (5 Kasım 1919).
* Fransızlar şehirde Ermenilere büyük yetkiler verirler. Fransızların Ermenileri yönetim kadrolarına getirirler ve Ermenileri kullanarak halka baskı yapmaya başlarlar. Bu da halkın direnişine yol açar.
* Kamil isminde küçük bir çocuğun şehit edilmesi ile olaylar tırmanır.
* Şehit Kamil olayından sonra tüm Antepli direnmeye başlar, Fransızlar şehirden atılır. * Antep-Kilis hattında Şahin Bey liderliğinde Fransızlara karşı büyük bir mücadele başlar.
* Daha sonra Karayılan lakaplı Molla Mehmet direnişe başlar.
* Şahin Bey ve Molla Mehmet şehit edildikten sonra şehir fazla dayanamaz ve 9 Şubat 1921’de Fransızlar şehre tamamen hakim olurlar ve Fransız zulmü tekrar başlar.
* Fransızlara karşı on ay karşı koyabilen ve geçit vermeyen Antep’i onurlandırmak için 6 Şubat 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gazilik unvanı verilir.
* 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması sonucunda Fransızlar Gaziantep’i 25 Aralık 1921’de boşaltırlar…
Sevgili dostlar,
Elimden geldiğince kısa toparlamaya çalıştım…
Saygılarımla
Rehber Muammer Çelik
Yararlanılan Kaynaklar:
Türkiye’nin Turizm değerleri
Kültür ve Turizm Bakanlığı yayınları 2002, 3. Cilt sayfa 1068-1097
İslam Ansiklopedisi
Türkiye Diyanet Vakfı yayınevi 1996, 13. Cilt, sayfa 474-475
Ost Türkei: Völker und Kulturen zwischen Taurus und Ararat
Prof. Dr. Volker Eid, DuMond Buchverlag / Köln1990, sayfa: 382-384
Gaziantep Türk Kültür Varlıkları Envanteri
Prof. Dr. Nusret Çam, Türk Tarih Kurumu Yayınevi 2006 (tüm kitap)
Türkiye’deki Tarihsel Adlar
Prof. Dr. Bilge Umar, İnkılap kitabevi 1993, Antep ismi
Bizans Devleti Tarihi
Georg Ostrogorsky (Çeviri: Prof. Dr. Fikret Işıltan), Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1981














